Taha Abdurrahman-I
(1944-)


İDE AKADEMİ 2020-2021 | DERS NOTLARI | 1 Ocak 2021

  • Mağripli mütefekkir/filozof Taha Abdurrahman’ın usul-i fıkıh ile ilgili görüşlerini Menhecu Takvim-i Turâs adlı eserinden öğrenmekteyiz.
  • Taha Abdurrahman'ın usul-i fıkıhla ilgili üç önemli katkısı vardır:
    • Makâsıd ilmi: Şatıbî’nin inşa ettiği makâsıd konusunu bir ilim olarak ele alıp makâsıd ilmini nasıl yeniden kuracağımızı bize öğretiyor.
    • Usul-i fıkıh-mantık ilişkisi: Gazali mantık ilmini usul-i fıkhın bir parçası haline getirmişken Taha Abdurrahman usul-i fıkhı mantık ilminin bir parçası olarak kabul ediyor. Daha doğrusu usul ilmini Müslümanların istidlali bir mantık ilmi olarak ele alıyor.
    • Usul-i fıkıh-ahlak ilişkisi: Usul-i fıkıh ile ahlak ilmi arasında bir ilişki kuruyor. Eğer başka bir ilimden usul-i fıkha bir katkı yapılacaksa bu ilim ahlak ilmi olmalıdır.

* * *

  • İslami ilimler tamamen iç içedir, sonradan ortaya çıkmış bir ilmi usul-i fıkha katarak, onun gelişmesini sağlayabilirsiniz ama katacağınız ilmin üç şart taşıması gerekir. Eğer bu üç şartı taşımazsa siz o ilmi usul-i fıkha katıp ona bir şey kazandıramazsınız.
    • Bütünlük ilkesi, ilimler arasında bir bütünlük olmazsa biri diğerinden kopuk olursa siz kattığınız şeylerden herhangi bir bilgi alamazsınız, yani bir fayda elde edemezsiniz.
    • Fıkıh ilmiyle irtibatı kurulabilmeli, gerekirse fıkhî bir hüküm üzerine bina edilebilmeli.
    • Usul-i fıkhın kabul ettiği asılları kabul etmelidir. Bu asıllar Kitap ve Sünnettir. Bu asılları kabul etmeyen bir ilmi usul-i fıkha katarak onu zenginleştiremezsiniz.
  • Taha Abdurrahman usul-i fıkhın yenilik çabalarını ikiye ayırıyor. Birincisi; dış müdahalelerle yapılan yeniliklerdir. İkincisi; iç müdahalelerle yapılan yeniliklerdir. Dış müdahaleye İbni Rüşd'ü, iç müdahaleye ise Şatıbî’yi örnek vermektedir. İbni Rüşd’ün müdahalelerini tamamen Aristo mantığından olduğu için kabul etmemiştir. Şatıbî’nin usul-i fıkha müdahalesini içerden ve doğru müdahale olarak değerlendirmektedir.
  • Taha Abdurrahman'a göre usul-i fıkıh İslam medeniyetinin inşa ettiği, özgün bir ilimdir. Dış müdahaleler ile ortaya çıkmış bir ilim değildir. İslam medeniyetinin müstakil bir ilmidir.
  • İçeriden yenilik müdahalesi olarak değerlendirdiği Şatıbî’nin usul-i fıkha müdahalesini genişletmiştir. Bu çalışmada en az Şatıbî ve Tahir b. Aşûr kadar kıymetli katkıları vardır.
  • Usul-i fıkhın iki önemli boyutu vardır. Birinci boyutu nazari ve metodolojik boyutudur. Bunun üzerine bina edilen teorileri ve nazariyeleri vardır ve metodolojik bir ilimdir. İkincisi ise ameli boyutudur. Kapsamlılık vasfına sahiptir, başka ilimleri de içerisine alır.
  • Metodolojik ve nazari boyutundan kastı dört şeydir:
    • Şer’i deliller nazariyesi: Usul-i fıkhın şer’i delilere ait bir nazariyesi vardır. Kitap, haber, kıyas, icma ve diğer tali deliller nazariyeleri vardır. Sadece bu delilleri tarif etmez aynı zamanda bir sıralamaya koyarak tertip eder. Bir evleviyet (öncelikler) sıralamasına bunları tabi tutar.
    • İstinbat kaidelerini içermesi: Bir dini metni nasıl anlayacağınızı tevil ve tefsirin kaidelerini, istinbat kaidelerini siz bu ilimin metodolojisinden öğrenebiliyorsunuz.
    • Ahkâm (hüküm) kanunları: Ahkâm nasıl elde edilir ve bu yani kanunlar nasıl elde edilir? Bize bunun da yollarını kaidelerini öğretmesi bakımından usul-i fıkıh metodolojik bir ilimdir.
    • İstidlali/mantıki bir ilimdir: Diyalektik bir yöntem kullanıyor, cedel ve münazara metotlarına başvurarak kendi teorilerini, kendi nazariyelerini ortaya koyuyor. Sadece nakli delillere değil aynı zamanda akli delillere de başvuruyor.
  • Şatıbî, ahlak ilmini usule katmıştır. Bununla bilimlerin bütünlüğünü dikkate alarak usul-i fıkhı yenilemeye çalışmıştır.
  • Kasade ( قصد ) fiilinden üç tane önemli mana çıkarmıştır. Makâsıdı üç ayrı nazariyeye ayırmıştır. Birincisi Maksûdât (مقصودات) nazariyesi, ikincisi Kusûd ( قصود) nazariyesi, üçüncüsü ise Makâsıd (مقاصد) nazariyesidir.
  • Maksûdât nazariyesinin iki önemli boyutu vardır. Birincisi manevi boyutu, ikincisi fıtrat boyutudur. Çünkü maksûd aynı zamanda insanın ahlaki tasarruflarını içerisine alır, insanın tasarrufları da şeriatın konulmuş gayesi ahlaktır.
  • Kusûd nazariyesinin iki boyutu vardır. Birinci boyutu aynı zamanda ahlakın bir konusu olan irade boyutudur, İkinci boyutu ise kötü niyetlerden ve kötü gayelerden uzaklaşmaktır.
  • Maksad nazariyesinin de iki boyutu bulunmaktadır. Biri hikmet boyutu diğeri maslahat boyutudur.
  • Kasade/قصد fiilinin üç tane zıddı var birisi lagv/faydasız, ikincisi sehv, yani yönü, iradî ve şuur boyutu yoktur. Üçüncüsü lehv/gayesi ve hikmeti yoktur. Üçünü birleştirdiğimizde şeri her hükmün üç özelliğini görmekteyiz. Birincisi mutlaka bir faydası var, ikincisi mutlaka bir iradî ve şuur boyutu var, üçüncüsü mutlaka bir gayesi ve hikmeti vardır.
  • Taha Abdurrahman canı korumak ifadesini insanı korumak ifadesine dönüştürüyor. İnsanı korumak ise insanın onurunu, kerametini, saygınlığını bütün yönleriyle korumaktır. İnsanı korumak için insanı araç olmaktan çıkarıp ayet olmaya çıkarmamız gerekmektedir. İnsanı bir meta olmaktan çıkarıp yeniden ilahi bir armağan ve Allah'ın halifesi olduğunu hatırlatmamız ve sonra insanı nicel bir enformasyon olmaktan çıkarıp ona ilahi bir nefha olduğunu hatırlatmamız gerekmektedir.
  • Taha Abdurrahman canı koruma meselesini sadece insanı ölümden kurtarmayı şeriatın gayesi olmaktan alıp onu da içine alan, insanı küreselleşmenin bütün kötülüklerinden koruyacak bir felsefe üretmek gerektiğini düşünmektedir.
  • Dini/imanı korumak için onu şekil olmaktan çıkarıp ruha kavuşturmamız ve onu bir nafile olmaktan çıkarıp insanın olmazsa olmazına dönüştürmemiz gerekir. Onu bir ahlak ve estetik üretmeyen bir şey olmaktan çıkarıp ahlak ve estetik üreten bir şeye dönüştürdüğümüzde biz ancak dini/imanı korumuş oluruz.
  • Malı korumayı sadece hırsızın kolunu kesmekle sağlayamazsınız. Dünyayı kuşatan kapitalizmi, faizciliği ortadan kaldırırsanız o zaman ancak malı korumuş olursunuz.
  • Nesli korumak: Eğitim sisteminizi düzeltirseniz nesli korumuş olursunuz, insan yetiştirme düzeninizi değiştirirseniz, fıtrata uygun bir eğitim verirseniz nesli korumuş olursunuz.

Hazırlayan: Eldiiar Zhalilov