Nesih


İDE ATÖLYE 2020-2021 | DERS NOTLARI | 2 Mart 2021

  • Hem sünneti hem kitabı ilgilendiren çok temel iki konu vardır: biri tevatür, diğeri nesihtir. Gazali Kitap konusunu işledikten sonra nesih konusunu işler.
  • Nesih konusu, dini temellendirme sürecinde İslam alimlerinin izah etmeye en çok emek verdikleri temel kelamî meselelerdendir.

Nesih Nedir?

  • Allah-u Teala Kur’an-ı Kerim'de nesihten bahseder. Peki Kur’an’daki nesih kelimesi hakiki anlamda mı ya da şer'i bir isim olarak mı kullanılır tartışması akla gelir.
  • Ehl-i Rey'e göre nesih kelimesi şer'i bir isim olarak kullanılır. Hakiki anlamında değildir çünkü onlara göre din, nesih kelimesine yeni bir anlam verir.
  • Peki din buna yeni bir anlam veriyorsa, sadece Arapçayı, hakiki anlamları ve mecaz anlamları bilen birisi bunu anlayabilir mi? Böyle bir kelamî sorun ortaya çıkıyor. Bu bir sorun mudur? Ehli Rey'e göre bu bir sorun değildir çünkü zaten bu şekilde ancak anlayabiliriz.
  • Cassas’a göre nesih kelimesi şer'i bir isimdir. Nesaha kökündeki anlamlarının dışında bir anlamda kullanılır. Ona göre nesih, kaldırma değil, şeriatta bizim vehim ve takdirimize göre devamlı geçerli olması caiz olan hükmün geçerlilik süresinin beyanıdır.
     
  • Gazali’ye göre ise dindeki nesih ile lügat anlamındaki nesih aynıdır. Değişiklik olmadığı için de lügatteki nesih kelimesinin anlamıyla, ref yani bir şeyi ortadan kaldırmak demektir. Gazali ‘ref’ kelimesini kullanılmasında kelamî bir sorun görmez.
  • Gazali’nin nesih tanımında şu ifadeler geçer: “nesih zaman bakımından daha sonra gelen ve önceki hitapla sabit olan hükmün kalktığına delalet eden hitap olup şayet bu hitap olamasaydı, hüküm ilk hitap ile sabit kalacaktı”.
  • Gazali tanımında “nas” değil “hitap” kelimesini kullanır, zira “hitap” hem nassa hem fehvaya hem mefhuma ve diğer delillere şamildir. Neshin hakikati izale ve ref’tir. Bu yüzden ikinci hitap olmasaydı, ilk hitap sabit kalacaktı.
     
  • Gazali der ki Fukaha’ya göre nesih, ibadetin müddetini ve sona eriş vaktini ortaya çıkarıp gösteren hitaptır. Gazali Fukaha derken, İmam Şafii'nin yöntemine göre usûl yazmaya devam eden kişileri ya da Hanefilerden Debusi, Serahsi, Pezdevi’yi kast edebilir.
  • Gazali burada Fukaha’nın tanımını eleştirir.
     
  • Gazali’nin atıf yaptığı Mutezile şöyle bir tanım yapar: “Nesih, önceki nas ile sabit olan hükmün mislinin zail olduğuna delalet eden hitaptır.” “Zail” yerine bazen “sakıt” bazen de “sabit olmamış” ifadesini koyarlar ama “kaldırma” kelimesini kullanmaktan kaçınırlar.
  • Gazali “kaldırma” ifadesi beş sebepten dolayı kullanılamaz önermesine cevaplar vermeye çalışarak görüşlerini serdeder.
  • 1. Allah-u Teala'nın hükmü sabittir ve bunun kaldırılması mümkün değildir. Dolayısıyla, bu hükmün misli kaldırılabilir. Nesih bir şeyin vaktinin beyanıdır.
  • 2. Size göre kelam kadimdir, dolayısıyla Allah-u Teala'nın Kadim kelamında, kaldıran ve kaldırılan kelam aynı anda Allah’ın bir kelamı sıfatı olarak nasıl bulunabilir?
  • 3. Şari bir şeye iyi ya da kötü olduğu için hüküm vermiştir, kaldırma bununla ters olur, iyi kötüye dönüşmüş gibi olur.
  • 4. Allah-u Tela bir şeyi emretmişse onun var olmasını irade etmiştir. İrade edilen bir şey yasaklanamaz, kerih görülen hâle getirilemez.
  • 5. Kaldırma ifadesini kullanırsak, ref ifadesini kullanırsak beda anlamını çağrıştırır. Yani Allah önce uygun görmüş sonra pişman olmuş, fikrinden caymış gibi olur.

Cevaplar:

  • 1. Baştan bir yıl için kurulmuş bir akitle normal bir akdin bir yıl sonra feshedilmesini örnek vererek neshi kaldırma olarak izah ediyor. Gazali burada biraz mugalataya kaçıyor.
  • 2. Nesih’te kaldırma dediğimiz şey, kelamı kaldırmak değil, kelamın mükellef ile ilişkisinin kesilmesidir diyor. Zira kadim kelam gücü yeten akıllıya taalluk eder. Kadim kelam zatı itibarıyla değişmeden akıllı, mükellef akıllı olmaktan çıkarsa onunla bu kadim kelam arasındaki ilişki kesilir ve tekrar akıl geldiğinde ilişki ve taalluk yeniden kurulur. Nesih de böyledir. Bu anlamların nispeten kapalı olması nedeniyle bazıları kelamın kadimliğini inkâr etmiştir.
  • 3. Gazali husun-kubuhu kabul etmiyor. Ayrıca ona göre Allahu-u Teala’nın bir şeyi bir vakitte emredip o vakit gelmeden de nesh etmesi mümkündür.  
  • 4. Allah bir emretmişse onun var olmasını irade etmiştir, irade edilen bir şey daha sonra yasaklanamaz, yani Allah-u Teala irade ettiği bir şeyi daha tümüyle kaldırmaz diyor. Bu soru önemli. Gazali diyor ki, bize göre emir iradeden farklıdır.
  • Eş'ariler emir ile irade arasındaki irtibatı koparmışlardır. Evrende ne gerçekleşiyorsa, hepsi Allah’ın iradesiyle gerçekleşiyor, evrende gerçekleşen her şey Allah'ın fiilidir.  Fiil gerçekleştikten sonra Allah bunu irade etti diyorlar; Allah-u Teala emrettiği her şeyi irade etmez. Çünkü irade etseydi zaten olurdu.
  • 5. Bu batıl bir iddiadır. Bedanın caiz olmaması ile emredilen bir şeyin haram kılınmasının caiz olmaması kastediliyorsa, hayır bu caizdir. Allah istediğini emreder, istediğini bırakır. Eğer önceden bilmediği bir şeyin sonradan farkına varması kastediliyorsa, caiz olmayan budur. Nesihten ise böyle bir anlam çıkmaz.
     
  • Kaldırma fiilinin kullanıp kullanmaması tartışması bizim nesih tanımımızı belirler. Mutezile, Cassas, Ehl-i rey gibi düşünenler diyor ki Allah-u Teala diyelim ki bir şey emretti sonra yasakladı. Allah-u Teala ilk başta emrederken daha sonra yasaklayacağı biliyor muydu bilmiyor muydu? İlk başta emrederken bunu Allah-u Teala ebedi bir emir gibi mi emretti? Tartışma biraz daha netleşiyor.
  • Soru: Allah-u Teala'nın ilk emrinde ebedilik düşünülmüş, tasarlanmış ama zaman içerisinde bundan vazgeçilmişse bu bir beda’dır. Allah-u Teala böyle bir şey yapmaz. Dolayısıyla bütün nesihler aslında baştan değiştirilmek üzere getirilen hükümlerdir. Biz bunu tanıma neden yansıtmıyoruz? Neden kaldırma üzerinden, ref ve izale üzerinde gidiyoruz?
  • Gazali bu şekilde cevap verir: Allah’ın ilminde nesih vaktine kadar emredilmiştir baştan itibaren, eğer nesih gelmemiş olsaydı bu hüküm devam edecekti.
  • Gazali burada fıkıh örnekleri üzerinden biraz mugalata yapmaya çalışıyor. Allah'ın ilminde nesih vaktine kadar emredilmiştir ama bunu tanıma yansıtmaya gerek yoktur. Onun için Nesihte beda lazım gelmez.
  • Yahudiler Allah’ın ilmindeki durumu -ebedi miydi değil miydi- ve bunun beda ile ilişkisini çözemedikleri için neshi inkâr etmişlerdir diyor. -Yahudiler kitaplı semavi dinlerin en eskisidir. Yahudilerin neshi inkâr etmeleri aslında kendilerinin ortadan kalkmasına cevaz vermek demektir-.
  • Gazali, Rafızilerin de bedayı anlamadıklarını aktarıyor. Mutezile Eş'ariliğin nesih konusunda bazı yaklaşımları ile beda’ya düşmekte suçluyor. Gazali beda’nın Eş’ari düşüncesinde değil Rafızilerin, Şia'nın görüşlerinden lazım geldiğini söyler.
  • Mutezile Eşariliği beda’ya düşmekle suçlar. (Tabi ki Şia’ye de suçlar). Eş'arilerde Rafızileri suçlar.
  • Mesela bazı Rafızîler (İmamiyye Şia'sını kast ediyorum) Hz. Ali'den şunu nakletmişler: "Ali gaybı bildiği halde Allah’ın o konuda fikir değiştireceğinden endişe ettiği için gaipten haber vermemiş." Cafer-i Sadık'tan da rivayet var: "Allah hiçbir konuda İsmail'in kurban edilmesindeki kadar fikir değiştirmedi."
  • Gazali çok net olarak bu anlayışın doğrudan küfür ve inkâr olduğunu aktarır.
  • Mutezile'ye göre Eş'arilerin nesih anlayışı küfürdür. Eş'arilere göre ise İmamiyye'nin görüşü küfürdür. Bu şekilde din yapılamaz.

Tahsis ile nesih arasındaki fark:

  • Tahsis ile nesih bir yönden ortaktır. Her ikisi de hükmün lafzın içine aldığı şeylerden bir kısmına mahsus olmasını gerektirir.
  • Aralarında beş noktada fark vardır:
  • 1. Nâsihin zaman bakımından sonra olması şarttır, halbuki tahsis bir beyan olduğu için ilk hitaba bitişik olması caizdir, hatta beyanın geciktirilmesini caiz görmeyenlere göre bu peş peşelik vaciptir.
  • 2. Muhatabı tek kişi olan emirde tahsis caiz değil, ama nesih caizdir.
  • 3. Tahsis akıl delilleri, karine ve diğer delillerle de olabilir. Nesih ise sadece hitapla olur.
  • 4. Tahsis lafzın delaletini kalan kısımda devam ettirir. Nesihte ise mensuhun delaletini gelecek açısından tamamen iptal eder.
  • 5. Aslı itibarıyla kesin olan amm lafzın tahsisi kıyas, haber-i vahit ve diğer delillerle olabilir. Halbuki kesin bir şeyin neshi ancak kesin bir şeyle olabilir.

İnkarcılara Karşı Neshin İspatı:

  • Gazali neshin meşru bir şey olduğunu temellendirmeye çalışır.
  • İlk asırlardan sonra ortaya çıkan bazı kişiler neshi inkâr etmişlerdir. Nesih aklen caiz değil, sem'an da vaki değil demişlerdir.
  • Gazali nesih aklen caizdir diyor. Aklen caiz olmamasını gerektirecek hiçbir şey yoktur çünkü Allah istediğini sabit bırakır istediğini kaldırır. Eğer nesih aklen caiz olmasaydı, bu imkansızlığın kaynağı ya neshin zatından, ya özünden, ya suretinden, ya da ondan bir fesat doğmasından, ya da imkansıza götürmesinden olurdu.
  • Buna göre neshin özü bakımından imkânsızlık olamaz, biz neshin özü olan kaldırmanın anlamını anlattık diyor.

Hazırlayan: Esma Karakütük