Modern Dönemde Arap Yarım Adasında Hadis İlminin Gelişim Seyri

 

5. Ders | 15.11.2023

Selefi-Hadis Yaklaşımı;

  • Modern dönemde hadis ilmi alanında sufi-mezhebi, selefi, oryantalist ve akademik olmak üzere dört yaklaşım şekli zuhur etmiştir.
  • Selefi yaklaşımı, erken dönem selef mefhumu ile özdeşleştirmemek gerekir. Çünkü süreç içerisinde selef yaklaşımı radikal değişimlerle yeni bakış açıları kazanmış ve resmi ideolojinin referansı haline gelmiştir.
  • Selefilik, çevre olarak nitelenen kitlenin müesses yapıya karşı temelinde Arap rasyonalitesi olan teo-politik bir başkaldırısıdır.
  • Sünni gelenek içerisinde ilk defa muhalif bir anlayış ayrışmış ve siyasi bir hüviyet kazanmıştır.
  • Bu selefi yaklaşım İslam aleminde din, İslam ve tarih algısı ile bilgi anlayışını derinden etkilemiştir. İslam’ı, tarih üstü bir fenomen olarak ele almış ve radikal farklılıklar ortaya çıkarmıştır.
  • Selefi perspektif; hadis anlayışını, tartışmalarını, problematiklerini ve kavramlarını da domine etmiştir. Tarih üstü bir yaklaşımla tarihi olayları mutlaklaştırmıştır.

Selefiliğin Tarihsel Arka Planı;

  • Selefilik, çağdaş özelliklere sahiptir. Düşünce kodları ve referansları İslam’ın ilk asrına kadar takip edilebilir. Ancak zaman içerisinde belli kırılmalar yaşamış ve gelişerek, yaygınlaşarak günümüze gelmiştir.
  • Selefiliği salt teorik, metinsel ve düşünsel bir konu olarak ele almak doğru değildir. Selefilik, toplumsal, politik, ekonomik ve kriminal bir konudur.
  • Selefilik, alternatif bir dünya görüşü ve yaşam biçimi olarak ortaya çıkmıştır.

Selefiliğin Kendi İçinde Yaşadığı Kırılmalar Hadis;

  • Psikolojik Kırılma; H.I. asırda peygamber (sav) vefatından sonra İslam toplumunda ulema arasında birtakım ayrışmalar ortaya çıkmıştır. Bu kırılmanın başlangıç noktası olarak Irak ekolü ele alınmalıdır. Bu durum hadis kaynaklarına da yansımış ve Irak ekolüne mensup olanlar olumsuz sıfatlarla anılıp, ötekileştirilmiştir. Bunun sonucunda ilerleyen süreçte Ehl-i Hadis ve Rey kamplaşması meydana geldi.
  • Toplumsal Kırılma; bu kırılma ise belli bir inancın toplumun farklı katmanlarına dayatılması anlayışı olarak ortaya çıkan Mihne hadisesiyle başlatmak mümkündür. Mihne olayına direniş gösteren temel figürlerden biri Ahmed b. Hanbel olmuştur. Uzun süre devam eden bu hadisenin sonunda ise karşı bir mihne süreci başlamıştır. Siyasi temelli bu hadiseler kültürel ve toplumsal sorunlara yol açmıştır.
  • Doktrinel Kırılma; Memlükler döneminde H.VII. asrın sonu H.VIII. asrın ilk çeyreğinde Selefilik düşüncesi kavramsal bir içerik kazanmıştır. Bu dönem öne çıkan temel figür ise İbn Teymiyye’dir. O, dömemindeki müesses paradigmaya itiraz etmiş ve alternatif bir anlayış ortaya koymaya çalışmıştır. O dönemde yaşanan en ciddi tartışma Eş’ari ve Ehl-i Eser tartışmasıdır.
  • Politik Kırılma; Muhammed b. Abdulvehhab ile birlikte başlayan doğrudan politik bir mesaj/davetle başlayan kırılmadır.
  • Stratejik Kırılma; 20. Yy. başında Osmanlı devletinin yıkılmış olması ve Suud krallığının yeniden kurulması ile başlayan dönemdir. Osmanlı devletinde nüfus çoğunluğu dikkate alınarak Hanefi-Maturidi, Eşari-Şafi yapı üzerinde durulmuştur. Ancak Osmanlı’nın tarihe karışmasıyla birlikte bu epistemik sistem dağılmıştır. Cumhuriyetle birlikte ise  Hanefi-Maturidi geleneğin vurgulandığı anlayış toplumsal olarak gayr-i resmi şekilde yürütülmeye çalışılmıştır.
  • 1932’de Suud Krallığının yeniden ortaya çıkmasıyla  iki asır önce ortaya çıkan Selefi hareket modern ulus devletin ideolojisi olmuştur. Devlet, tüzel bir kişiliğe dönüşmüş ve cemiyet/dernek yapılanmaları ve kült-karizmatik şahsiyetler (Reşid Rıza, Hasan el-Benna) ortaya çıkmıştır.
  • 19. Yy.’da Selefi yayınlar nispeten daha fazladır. İslam’ın kültür mirasından seçilen eserler, siyasi bir gaye ile dolaşıma sokulmaya başlanmıştır. 1960’da kurulan Medine İslam Üniversitesi selefi formasyonla eğitim yapmıştır. Daha sonra bu selefi formasyon başka ülkelere de taşınmıştır. İlerleyen süreçte ise Selefi yapıların içinden siyasi hareketler ve müesseseler neşet etmiştir.
  • Modern dönemlerde hadis etrafında yaşanan gelişmeler sufi, mezhebi ve selefi olarak nitelenebilir. Bazı bölgelerde bu ayrışmalar gerilime dönüşmüştür.
  • Selefi ideolojinin ortaya çıktığı bölge olarak ise karşımıza Suud ve Yemen çıkmaktadır.
  • Yemen’de San’ani ve Şevkani öne çıkan kült şahsiyetlerdir.
  • 20. Yy.’a geldiğimizde ise asrının Zehebi’si olarak ün kazanan ve hacimli pek çok eser kaleme alan Abdurrahman Muallimi el-Yemani karşımıza çıkmaktadır.
  • Yirminci asırda yaşanan ciddi polemiklere taraf olan Suudi Arabistan, Hindistan ve Yemen’de bulunan bir şahsiyettir. Yemen’de ki selefiler, onu karizmatik bir şahsiyet olarak kabul etmektedirler.
  • Yirminci asırda Suud’da yaşanan selefi düşüncenin öncüleri hadis alanındaki karizmatik şahsiyetlerdir. Abdulaziz b. Baz, Muhammed Emin eş-Şınkıti, Muhammed b. Salih b. Usaymin, Rabi b. Hadi b. el-Medhali otorite kabul edilen isimlerdir.
  • Rabi b. Hadi b. el-Medhali, Seyyid Kutub’a yaptığı ağır eleştirileri ile bilinmektedir.
  • Yemen’de selefi hareketin katizmatik şahsiyeti ise Mukbil b. Hadi el-Vadi’dir. Selefi yayın faaliyetleri ile ilgilenmiştir.
  • Buhari ve Müslim’de ki bazı konuları eleştirmiş, Şii çevreleri eleştirmiştir. Dil ve üslubu ise ağırdır.
  • Çeşitli bölgelerde ortaya çıkan bu öncü şahsiyetler ortaya koydukları eserler ile bir etki oluşturmaktadır. Selefilik, bir düşünce hareketi olmasının yanı sıra aynı zamanda sosyal ve eğitsel bir harekete dönüşmüştür.

İslam tarihinin hiçbir döneminde hiçbir düşünce okulu hadisi tamamen yok saymamıştır. Sadece rivayetlere yaklaşım konusunda farklı metotlar geliştirilmiştir. Selefiliğin hadis ilmine yaklaşımındaki özgünlüğü ise hadisi cevheri şekilde temellük etmeleridir. Selefilik, hadisten istifade etmekle yetinmemiş hadisi tekeline almak istemiştir. Hatta kendilerinin ayırt edici vasıfları olarak ilk üç nesli tebcil etmek için selef-i salihin kavramını kullanmışlardır.

.