İslam Medeniyetinde İlim-Âlem Tasavvuru ve İlimler Tasnifi


İDE AKADEMİ 2021-2022 | DERS NOTLARI | 05 KASIM 2021

  • İslâm medeniyeti, Kur’an ve sünnetten yola çıkarak insanlığa küllî bir ilim tasavvuru takdim etmiştir. Bu tasavvurdan doğan vahiy eksenli ilimlerin doğuşunu hazırlayan pek çok âmil olmuş ve nihayetinde birçok ilim ortaya çıkmıştır. Bu ilimler de zamanla tasnife tabi tutulmuşlardır.
  • İslâm medeniyetinde ilim, âlim ve âlem tasavvuru arasında sıkı bir ilişki vardır.  Modern zamanlarda ontoloji, epistemoloji ve metodoloji merkezli yapılan tasnifler bizim ilim medeniyetimizin içerisinde fazlasıyla mevcuttur.
  • Osmanlı’da bu konu medreselerde bir ağaç metaforuyla anlatılmıştır. Buna göre bu ağacın toprakta dikili olması vücuttur/varlıktır. Ağacın kökleri ise vahiy ve akıldır. Bu kök üzerinde oturan gövdeye de “ulûmü’l-menâhic” diye tabir edilen usul/metodoloji denilmiştir. Bu gövdenin üzerinde oluşan dalların her biri bir ilim dalı olarak algılanmıştır. Bu dallardan elde edilen meyveler, semereler ise ahkâmı, hakikati, değerleri ve ahlâkı simgelemektedir. Bu ağaç metaforu zenginleştirilerek üzerinde düşünülebilir.
  • Kelâm ilminin ontolojisi varlıktır, epistemolojisi akıl ve vahiydir. Metodolojisi ise şer’i ve aklı birleştiren bir istidlal ve burhan yöntemidir.
  • Fıkıh ilmine bakıldığında varlık alanı, amelin zahiri olan insan davranışlarıdır. Epistemolojisi hem akıl, hem vahiydir. Metodolojisi ise istinbat yoluyla şer’i bir düşünceyi ele almaktır.
  • Tasavvuf ilminin varlık anlayışına bakıldığında alanı amelin batınıdır/içidir/arka planlardır. Epistemolojisi akıl ve vahyin yanında ilham ve mükâşefedir. Akla ve vahye uygun olmak kaydıyla keşf ve ilhamı da alır. Burada dikkat edilecek husus Kur’an ve sünnete uygunluğudur. Aksi halde bunun bir anlamı olmaz sadece istidrac olur. Metodolojisi ise hem nefsi tezkiye etmektir hem de istibsardır/vicdan delilidir.
  • Kelâmın, fıkhın ve tasavvufun ontolojisini, epistemolojisini ve metodolojisini birleştirdiğimizde muhteşem bir tasavvur ortaya çıkmaktadır. İşte o tasavvur İslâm’ın ilim tasavvurudur.
  • İlimleri kategorize ederken üç kavram kullanılır: taksim, tasnif ve tertip. Taksim, bir şeyi kısımlara/cüzlere/nevilere ayırmaktır. Tasnif ise fertten/bireyden sınıflara; sınıflardan nevilere, nevilerden cinse doğru gitmektedir. Bunlar kesinlikle ilimleri birbirinden ayırmak değildir. Eğer ayırma olursa onun adı tefriktir. Tefrik ise külli ilim tasavvurumuzu yok eder. Taksim ve tasnif zaman zaman tefrik anlamında kullanılsa da bu doğru değildir. Tertib ise düzenlemektir. Ama tertib ile merâtib arasında da fark vardır. Tertipte hiyerarşi yoktur sadece düzen vardır. Ama merâtipte hem düzen hem de hiyerarşi vardır.
  • İlmin temel gayesi hakikate ulaşmaktır. Hakikate ulaşmak için iki yol vardır. Biri çok katmanlı bir yoldur, diğeri tekçi bir yoldur. İslâm medeniyeti insanlığa hakikate ulaşmak için çok katmanlı bir yol önermiş ve meseleyi tek bir şey üzerine bina etmemiştir. Maddeci/pozitivist anlayış ise tekçi bir yoldur ve doğruya ulaşmak için tek katmanlı bir yol izlemiştir.
  • İslâm medeniyeti “merâtib” üzerine bina edilmiştir. Bu medeniyet hakikate ulaşmak için çok katmanlı bir yol önermiştir. Bu merâtib yöntemi iyi kavranıldığında İslam medeniyetinin insanlığa takdim ettiği külli ilim tasavvuru da çok iyi anlaşılır. Bunlar: merâtibü’l-vücûd, merâtibü’l- ulûm, merâtibü’l-hakâik, merâtibü’l-menâhic, merâtibü’l-makâsıd, merâtibü’l-ahkâm ve’l-hikem, merâtibü’l-kıyem ve’l-ahlak.
  • Merâtibül’l-Vücûd: Bu kavrama dair genel olarak çok farklı taksimler olmakla birlikte en meşhur taksim âlemü’l-mülk, âlemül-melekût ve âlemü’l-lâhût veya âlemü’ş-şehâde, âlemü’l-gayb, âlemü’l-ilahî şeklindedi,r. Genel olarak ikili tasnif kabul edilir. Fizik ve metafizik. İmam Gazâlî beşli tasnifi kabul etmiştir. el-Vücûdü’z-Zâtî, el-Vücûdü’l- Hissî, el-Vücûdü’l-Hayâlî, el-Vücûdü’l-Aklî, el-Vücûdü’ş-Şibhî. Yani zatî varlık, hissî varlık, hayalî varlık, aklî varlık, şibhî varlıktır.
  • Merâtibü’l-Ulûm: Bu kavram çok farklı kategorilere göre ayırılabilir. Mühim olan farklı ilimlerin varlığını kabul etmektir. Merâtibü’l-vücûda bağlı olarak kevnî ilimler, tabî ilimler, gaybî ilimler, ilahî ilimler ve Allah’a taalluk eden ilimlerdir.
  • Merâtibü’l-Hakâik: Gerçeklik manasında hakikat, bir şeyin zatî varlığı, bir şeyin kendisi sayesinde var olduğu şeydir. Mutlak hakikat her varlığı var eden yüce hakikattir. Ama onun dışında tek hakikat yoktur, çok hakikat vardır.
  • Merâtibü'l-Usûl ve'l-Menâhic: Dersimizin ana başlığı İslamî İlimler ve Usuldür. Fıkhın, kelamın ve tasavvufun kendisine özgü bir metodolojisi var ve bunlar birbirini yok etmezler aksine birbirinin mütemmimi olarak varlar; istikrâsı var, istidlâli var, istinbâtı var, istibsârı var, burhanı var. Her ilmin daha altına indiğimizde yine kendine özgü usulleri bulunmaktadır. Bunlar tefsir usulü ve hadis usulü gibidir. Bunların kendi içerisinde bir merâtibe tabidir. Usûlü'd-din usûl-i fıkha tekaddüm eder. Usûl-i fıkıh, tasavvufun usulüne, istibsara ve mükaşefeye tekaddüm eder, bunlar birbirini tamamlarlar ve aklî deliller naklî delillerin karşıtı değillerdir.
  • Merâtibü'l-Makâsıd:
    • Makâsıdü't-Tekvîn
    • Makâsıdü't-Tenzîl
    • Makâsıdü't-Teşrî’
    • Makâsıdü't-Teklîf
    • Makâsıdü'l-Umrân
    • Makâsıdü'l-Kur'an
    • Makâsıdü's-Sünne
  • Merâtibü'l-Ahkâm: Öncelikle Ahkâm-ı Alemiyye ve Mahalliyye (evrensel ve yerel hükümler) var, es-Sevâbit ve'l-Müteğayyirat (sabiteler ve değişkenler) var ki bunlar ahkâmın mertebeleridir. Meşhur tasnifimiz Zarûriyâat-Hâciyyât-Tahsîniyyât aslında bir Merâtibü'l-Ahkâm’dır. Merâtibu'l-Ahkâm içerisinde Mübâhât ve Mahzûrât, helaller ve haramlar kategorisi vardır.
  • Merâtibü'l-Ahlâk ve'l-Kıyem: Değerler ve ahlak Merâtibi var. Merâtibü'l-Kıyem'de, gaye değerler ve vesile değerler var. Değerler hiyerarşisi, evrensel değerler, yerel değerler; bireysel ve toplumsal değerler vardır.
  • Çok katmanlı varlık, bilgi, metodoloji, ahkam, hikmet, değer anlayışına sahip olmak, İslam medeniyetinin en üstün meziyetlerinden birisidir. Bugün İslam dünyasının içinde bulunduğu sıkıntıların sebebi, bizatihi modernizmin ve pozitivizmin etkisiyle İslam'ı tekçi bir bakış açısına indirgemiş olmamızdır. Merâtib anlayışını, bu çok katmanlı bakış açısını, zengin bakış açılarını bir tarafa bırakarak, sadece tekçi bazı yorumlara takılmış olmamızdır. Kültürümüzün, medeniyetimizin, İslam düşünce geleneğinin zenginliği bu çok katmanlı tasniflerdedir.
  • Türkiye'de yapılan ilimlerin tasnifine dair çalışmaları dikkatle okuyup bir araya getirdiğimizde İslam medeniyetinde Tasânîfu'l-Ulûm, Takâsîimü'l-Ulûm, Teratibü'l-Ulûm, Ebced'ül-Ulûm türü 125 eser ve risalenin varlığı dikkat çekicidir.