Usûl Sistematiği- Hüküm Bahisleri
Prof. Dr. Kaşif Hamdi Okur


İDE AKADEMİ 2020-2021 | DERS NOTLARI | 18 Şubat 2021

Hüküm Teorisi

  • Usûl ilmi; müçtehidin yöntemler aracığıyla delillerden hüküm çıkarma keyfiyetini inceleyen bir ilimdir. Bu sebeple İmam Gazâli (ö.505\1111) Mustasfa adlı eserinde usûl ilminin dört ana eksen üzerine bina edildiğini belirtir. Bu eksenleri deliller, hükümler, delillerden hüküm çıkarma yöntemleri ve içtihat oluşturmaktadır.
  • Hüküm konusunu müstakil başlık altında toplayan ilk müellif İmam Gazâli’dir. Mustasfa adlı eserinde hüküm başlığı altında hükmün tanımını yapmış, hakim mahkumun fih, mahkumun aleyh gibi kavramlar üzerinden konuyu ele almıştır.
  • Hükmün mahiyetiyle ilgili iki tanımdan bahsedilmektedir. Birinci tanım Şâri’in mükelleflerin fiillerine ilişkin hitabı, Şâri’in hitabının eseri ve neticesidir.

Hanefi Usulcülerin Yaklaşımı

  • İktiza, muhayyerlik veya vaz' yoluyla Şâri'in, kullarının fiillerine yönelik olan hitabının neticesidir. Hanefiler hitabın kendisini değil, o hitaptan elde edilen neticenin doğrudan doğruya tatbikata yansıyan kısmının hüküm olduğu kanaatini taşımaktadırlar. Bu bağlamda; yap ya da yapma kabilinden olan emirler yani iktiza, yapabilirsin anlamında muhayyerlik ve Allah’ın bazı şeyleri, diğer şeylere sebep, şart, alamet kılması yani illet vaz' değerlendirilir. İki husus arasında bir irtibat söz konusu olmaktadır.
  • Hükümler teklifi hüküm ve vaz’i hüküm şeklinde ikiye ayrılmaktadır.
  • Vaz’î hüküm kapsamında rükun, illet, sebep, şart ve alamet kavramlarına yer verilmektedir. Özellikle Hanefi usûlcüler bu konuda oldukça detaylı belirlemeler yaparlar. Bu kategorinin özellikle hukuki sorumluluğun sınırlandırılması açısından, Batı hukuk çevrelerinde ortaya atılan şart, yakın sebep, uygun illiyet teorileri gibi yaklaşımlarla mukayese edilmesi gerekir.
  • Teklifi hüküm Hanefi usûlcüler tarafından dünyevi makasıd ve uhrevi makasıd olmak üzere ikiye ayrılmıştır.
  • Dünyevi makasıdla ilgili olan hükümler; sahih, batıl, fâsit, münakit, nafiz, gayri nafiz, lazım gayri lazım vb. Yani bir satım akdi sahih olabilir, bununla alakalı çok büyük bir eksiklik varsa tamamen geçersiz yani batıl olabilir, eksiklik akdin kuruluşunu değil de birtakım şartlarını ve tamamlayıcı unsurlarını ihtiva ediyorsa fasit olmaktadır. Münakit; varlık sahasına çıkmış olan akitler anlamına gelir, nafiz gayri nafiz ise o akdi yapan kişinin bir başkasından izin almaya ihtiyacının olup olmamasıyla ilgilidir.
  • “Fuzuli’nin akdi" diye bir kavram vardır, yani kendisine temsil yetkisi verilmeyen bir kişi bir başkası namına bir tasarrufta bulunmasıdır. Fuzuli'nin tasarrufu ancak esas etkili olan kişi buna onay verdiği takdirde nafiz olabilmektedir.
  • Lazım ve gayri lazım kavramları ile kastedilen; bir tasarruf, üçüncü bir şahsın müdahalesiyle sona erebilecek nitelikte ise henüz bağlayıcı değildir, dolayısıyla gayri lazımdır.
  • Hanefiler uhrevi makâsıd açısından fiilleri, azimet ve ruhsat olmaları bakımından ele alırlar. Azimet, özürler dikkate alınmadan koyulan asli hükümleri ihtiva etmektedir. Ruhsat ise bir özre mebni getirilen kolaylıkları ifade etmek için kullanılmış bir tabirdir.

Hâkim

  • Fıkıh dediğimiz disiplin ve bir anlamda teorisini teşkil eden usûl-i fıkıh dediğimiz disiplin tamamen hâkimin iradesini aramaya yönelik olan disiplindir.
  • Hükümleri ve değerleri vaz edenin alemlerin rabbi olan Allah olduğu konusunda İslam âlimleri arasında bir görüş ayrılığı yoktur. Bu bilgiye Kemalettin İbn Hümmam'ın et-Tahyir adlı eserinden ulaşılmaktadır.
  • İhtiyari fiiller, yani insanın bilerek isteyerek yaptığı eylemler iyi veya kötü niteliğe sahip olabilir mi? Bu noktada husun-kubuh kavramları karşımıza çıkmaktadır.
  • Mutezile ve Maturîdiler, ihtiyari eylemlerin iyi veya kötü nitelikte olabileceğini savunurken Eş’arîler, bunların izafi olarak iyi veya kötü olduğunu savunur. Çünkü Eş’ariler Kesb teorisine göre insan fiillerinin ihtiyari olabileceğini kabul etmez ve insanın kendi seçemediği eylemlerde iyi veya kötü nitelik aranmaz.
  • Maturîdilere göre fiillerin iyi ve güzel nitelikleri vardır. Akıl, vahiy gelmeden önce de bunların birçoğunu idrak edebilir, aksini iddia etmek vahiy ve peygamberlik müessesesi ile ilgili izahı zor problemlere yol açmaktadır.